7 Kez Yıkılıp Yeniden Kurulan Beyrut’un Tarihi İzleri

 

5000 yıllık bir tarih… Roma, Bizans, Memlüklüler, Osmanlı ve Fransız medeniyetlerini ağırlamış bir şehir Beyrut. Topraklarında süregelen savaşların etkilerini her seferinde itinayla tamir edip, kendini yeniden ayağa kaldırmayı başaracak kadar da güçlü ve kararlı. Beyrut’ta görülmesi gereken tarihi yerlere baktığımızda tüm bu yaşanmışlıkları ve mücadeleyi hissedebiliyoruz.

 

Lübnan, Türkiye’den vize talep etmeyen ülkeler arasında. Eniyioda.com ile en uygun konaklama seçeneklerini ve uçak biletlerini yakalayın, şehir yaşamının telaşına bir mola verin ve hemen Beyrut’un tarihine tanıklık etmek için yola koyulun. Hangi mevsimde yola çıktığınız fark etmez, bu şehrin size anlatacağı bir hikaye her zaman var.

 

Parlamento binasının hemen yakınında bulunan St. George Katedrali, Beyrut’un en eski kilisesi. Lübnan İç Savaşı’ndan büyük darbeler almış olsa da, şehrin diğer kısımları gibi bu kilise de yoğun bir onarımdan geçmiş. Ancak hala yüzlerce yıllık ihtişamını korumaya devam ediyor.

Roma Hamamları


Roma kalıntıları, Beyrut’un en iyi korunan yapıları arasında. Sadece 50 yıl kadar önce gün ışığına çıkmış olmalarına rağmen oldukça iyi durumdalar. Şu anda bile gittiğimizde hamamları ve havuzları dışarıdan görüp gezebilme imkanına sahibiz.

 

Beyrut’un her köşe başında bir tarih gizli. Osmanlı zamanlarının izlerini de bulabilirsiniz, iç savaş dönemlerinden kalan mermi izlerine de rastlayabilirsiniz. Ama Martyrs Meydanı’na geldiğinizde karşınızda tanıdık bir yapı belirecek. 2002’de yapılmış olmasına rağmen Sultanahmet Camii’ne olan benzerliği sayesinde, Mohammed al-Amin Camii Beyrut’ta görülmesi gereken yerler arasına girmeye hak kazanıyor.

Al Omari Camisi


Aslında antik bir katedral olmasına rağmen, Memlüklüler zamanında, 1291 yılında camiye dönüştürülüp ibadete açılmıştır. Caminin içine girdiğinizde Osmanlı ve Memlük dönemlerine ait muazzam bir kitabe hazinesiyle karşılaşacaksınız. Bunlar nereden mi gelmiş dersiniz? 2. Abdülhamit’in Beyrut’a küçük bir hediyesi.

 

Beyrut Ulusal Müzesi
Binlerce yıllık tarihe sahip bir şehrin, müzesinin ne kadar zengin içerikli olduğunu hayal bile edemeyiz. Ancak gidip görmek lazımdır. Beyrut’un Ulusal Müzesi’nin içerisinde MÖ 1500’lü yıllardan günümüze kadar gelen bir tarihe tanıklık edeceksiniz.

 

2. Abdülhamid’in tahta geçmesini kutlayan Beyrutlular, bu günü bir saat kulesi inşa ederek ölümsüzleştirmişler. Batılı örneklerinden farklı olarak, bu görkemli saat kulesinin yapımında ibadet saatlerini daha yakından takip edebilmek amaçlanmış. Yüksekliği ise tam 25 m.

Halil Cibran Parkı


Beyrut merkezde kocaman bir park görürseniz, bilin ki bu Halil Cibran Parkı’dır. 6000 m2’lik alana yayılmış olan park, şair ve filozof Halil Cibran’a adanmış. Bir çeşmenin başına oturup huzur içinde kitap okuyanlar kafilesine katılabilirsiniz.